Antony R. Littlewood İmparatorluk Güç Sembolü Olarak Bizans Saray Bahçeleri
Ksenophon’un Akhaimenidler ile tanışıklığı sayesinde eski Yunanlar ilk kez, Mısırlılar ve Assurlulara kadar geri giden, ve yöneticilerin güç sembolü olarak görülen Yakın Doğu bahçe geleneğini öğrendiler. Haklarında şaşılır derecede az bilgi bulunan Hellenistik hükümdarlar aracılığı ile bu kavram Romalılara, önce sadece zenginlere fakat principatus döneminde kimi imparatorların bizzat kendilerine kadar ulaştı.
Romalıların mirasçıları olarak Bizanslılar da bu geleneği, tarihlerinin büyük kısmında daha da büyük coşku ile sürdürdü; hem de Hıristiyanlığın Cennet Bahçesine yaptığı vurgu ve 9.-10. yüzyıllarda, halifelik sarayı ile rekabet gibi dıştan itici güçler geldi (aslında bu ikincisinden gelen etki, çeşmelerini süsleyen hidrolik güçle çalışan otomata icatlarından kaynaklanıyor olabilir). Günümüze ulaşan kaynaklara göre en önemli has bahçe mimarı, 11. yüzyılda yaşayan IX. Konstantinos Monomakhos idi.
Bizanslılar kendi güçlerini kanıtlamak için, Yakın Doğu’da görüldüğü üzere, gidip başkalarının bahçelerini kasten tahrip etmezlerdi fakat Henry Maguire’ın da gösterdiği üzere, güç sembolizmine, imparatorluk tarafından gerçekleştirilen yenilemeler (önce binalar içindi fakat daha sonra bahçeleri de kapsadı) ve de imparatorluk erdemleri sembolizmini eklediler. Banliyölerdeki avlaklar bahçe özelliklerine sahipti ve yine Yakın Doğu’dan esinlenilen imparatorun öldürme ve ehlileştirme becerileri, İmparatorluğun düşmanlarını yenmeyi ve pasivize etmeyi sembolize ediyordu – tıpkı oralardan aldığı hayvanları kendine ziyarete gelen elçilere armağan etmesi gibi.
< Bildiri Özetlerine Dönüş
|