Henry Maguire Bizans Sarayında Sanat, Tören ve Dinsel OtoriteÇalışmamızda 10. ila 14. yüzyıllar arasında Bizans’ta saray seremonileri ve kilise ritüellerinin yavaş yavaş birbirine yakınlaştığı gözler önüne serilecektir. İrdeleyeceğimiz zaman dilimi, Cremona’lı Liudprand’ın Büyük Saray ile ilgili seküler harikaları, hayretlere düşüren ziyafetleri ve yarı büyüsel otomataları betimlediği Makedonya Sülalesi döneminden Pseudo-Kodinos’un talimatlarıyla örneklenen Palaiologoslar sarayına kadar olan dönemi kapsamaktadır. İlerleyen dönemde seremoniler, sihirbazlık ve mekanik harikalardan ziyade azizlerin ikonalarıyla sınırlanmıştı. Makedonya Sülalesi döneminde kilise ve saray ritüellerinin kimlikleri, hem fiziksel görünümleri hem de uyandırdıkları spritüel güçler bağlamında birbirinden oldukça ayrıydı; Palaiologoslar döneminde ise saray ritüelleri kilise ve manastırların ritüellerine çok yakınlaştı, öyle ki, ikisi de birbirinden güç alabiliyordu. İki dönem arasındaki bağlantı, kilisedeki komünyon ayininin uygulamasındaki yeni gelişmelere koşut olarak gelişen prokypsis seremonisinde bulunur. Her iki ritüel de benzer otorite ve teşhir imgeleri repertuarına dayanıyordu. Ritüellerin birbirine yakınlaşması aslında geç Bizans döneminde saraylılarca ve din adamlarınca giyilen kostümler arasındaki daha önce bahsi geçen ilişkilerle karşılaştırılabilir. Burada da imparatorluk ve kilise kostümlerinin benzer biçimleri ve bezemesi karşılıklı olarak kendi kendini destekler idi. < Bildiri Özetlerine Dönüş
|